"Son Kamelya - Sarah Jio" - Kitap Yorumu

Ve Sarah Jio'nun okuduğum ikinci kitabı olan Son Kamelya yorumumla karşınızdayım. Yine takas yoluyla edinmiş olduğum bu kitap o kadar güzeldi ki bir günde bitiverdi.


Kitabın Adı: Son Kamelya
Kitabın Yazarı: Sarah Jio
Kitabın Türkçe'ye Çevireni: Ayhan Ece Şirin
Kitabın Yayınevi: Arkadya
Kitabın Sayfa Sayısı: 345
Kitabın Goodreads Puanı: 3.86/5


Arka Kapak

Önce küçük bir tohum düşer kalbin odasına, sonra aşkla yeşerir. Kulak verin, umudun sesini duyabiliyor musunuz?

1940'lı yılların Amerika'sında bir fırıncının kızı olan Flora Lewis, un kokulu hayatının bir gün çok farklı yöne sürükleneceğini bilmiyordur. Genç kız bir yandan anne babasına yardım ederken, öte yandan botanik bahçesinde bitkilerin ve çiçeklerin gizemli dünyasıyla uğraşmaktadır. Ta ki kendini uluslararası çiçek hırsızlığı zincirinin tam ortasında bulana kadar... Yapacağı iş çok basittir; İngiltere kırsalındaki Livingston Köşkü'ne gidip Middleburry Pembesi olarak bilinen ender bir kamelya türünü bulup haber vermek. Köşke dört öksüz çocuğa dadı olarak sızan Flora, içinde imkansız bir aşkın tohumlarını büyütürken, ne tür bir belaya bulaştığını acı bir şekilde öğrenecektir.

Tam elli sene sonra bahçe tasarımıyla uğraşan Addison Sinclair, eşiyle birlikte Livingston Köşkü'ne gelir. Geçmişindeki hayaletten kurtulmaya çalışan Addison, aslında burada çok daha sancılı bir gizemin içine düşer. Bunu çözmeye çalıştıkça dillere destan kamelya bahçesinin kanla sulandığı gerçeğine de adım adım yaklaşacaktır...

Mart Menekşeleri ve hala çok satanlar listesinde yer alan Böğürtlen Kışı yazarı Sarah Jio'dan muhteşem bir kitap daha. Son Kamelya, kalbimizdeki geçmişin zehrini umut kırıntısına tutunan küçük bir tohumla yok edebileceğimizi gösteren bir başyapıt.

Benim Yorumum

Kapak, ayraç, kitabın renkleri... Hepsi muazzam. Sırf ayraçları kitaplıkta güzel duruyor diye Arkadya'nın bütün kitaplarını alasım var. Kitapta aslında sorun olmayan ama beni hep uğraştıran tek şey sayfaların biraz kalın olması. Her sayfa çevirişimde "Yanlışlıkla iki sayfa çevirmedim, değil mi?" diye kontrol ettim.

(Her ne kadar bizim kapağı da çok sevsem de bu kapak içerikle daha uyumlu.)

Bu sefer ilk sayfalardan itibaren kitapta heyecan yoktu. 150'lere kadar olay başlamış gibi gelmedi bana. Hatta oradan sonrasında da çok çok heyecanlandığım yerler olmadı. Evet, ilk sayfasından itibaren hep bir gizem söz konusuydu. Ama neden bilmiyorum bi' türlü gözlerim fal taşı gibi açılıp sonraki cümleyi merakla okuduğum olmadı. Belki kayıp kadınlar/kadın cinayetleri üzerinden biraz daha gitseydi yazarımız çok daha meraklanabilirdim.

Böğürtlen Kışı'nı okurken böğürtlen kışı yalnızca olayın gerçekleştiği zamanı belirtiyordu. Son Kamelya'da olay baya baya son kamelyanın üzerinden gitti. Bir çiçekten böylesine ilham almak ve böyle güzel bir kitap yazmak gerçekten şaşırtıcı.

(Elbette kitaptaki dillere destan kamelya türümüz bu değil. :D)

Kitap kahraman bakış açısıyla yazılmış olsa da anlatım çok güzeldi. Beni sıkan bir durum olmadı.

Bir tek Flora hakkında aklımda deli sorular var. Öldü mü, yaşıyor mu? Öldüyse cesedi neden arabada değil? Ölmediyse neden Amerika'ya dönmedi? Hiç olmadı, ailesine haber verebilirdi. Sondaki o Flora, bizim Flora mıydı? Neyse işte...

Kısacası ben kitabı sevdim. 10 üzerinden 7'yi hakkediyor.

Keyifli okumalar. :D

Yorumlar

  1. Evet sondaki Flora o Flora, hatta Flora'yı arayan da bizim Desmond :)

    YanıtlaSil
  2. desmond da flora da yasıyorlar hastanedekiler onlardı. kitabın son sayfasında tepedeki yaslı cift onlar hatta kardesleri onları gördüğü için sasırıyorlar son sayfasında :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder